Hemoroid (Basur)

Hemoroidal Hastalık (Basur) Nedir?

Normalde anal bölgede bulunan hemoroidal damar yumağının, belirginleşmesi, şişmesi ve dışarıya doğru sarkması sonucu oluşan rahatsızlığa hemoroidal hastalık olarak isimlendirilir.

Hastalığın yaygın görülmesi ve hastaların “utanma duygusu “ nedeniyle muayeneden kaçınmaları nedeniyle, hasta hekime başvurmadan değişik tedavi yöntemlerini kullanır. Özellikle piyasada “bitkisel” adı verilen tedavi ürünleri çok sık pazarlanmaktadır. Bu nedenler ne yazık ki; tanıda gecikilmiş perianal bölge veya rektum kanserinin hastanın hayatını etkilemesi sonucuna yol açabilir.

Hemoroid veya basur, dünya genelinde makat bölgesine ait en sık rastlanılan yakınmadır. Her iki cinste eşit görülürken, 45 yaş ile 65 yaş aralığı en sık görüldüğü yaşlardır.

Neden Oluşur?


Düzensiz barsak alışkanlığı (kronik kabızlık, ishal), uzun süreli ıkınma ve tuvalette uzun süre geçirme, lifli gıdalardan fakir beslenme, az miktarda su içmek, ishal ve şişmanlık, ailevi yatkınlık hastalığın oluşmasını sağlayan faktörlerdir. Gebelik mekanik etki dışında hormonal nedenlerle damar yumağının genişlemesine ve sarkmasına neden olabilmektedir. Uzun süre ayakta duran veya oturanlarda hastalık daha sık görülmektedir.

Hangi Şikayetlere Neden Olur?

Hastalar genellikle belirtilerini kanama, ağrılı kitle, anal bölgede ele gelen şişlikler, huzursuzluk hissi, akıntı ve temizlenme problemi olarak ifade etmektedir. Kanama sıklıkla taze parlak kırmızı renktedir. Ağrısız ve dışkılama esnasında veya sonrasında oluşur. Hastaların bazıları makattaki yumuşak şişliklerden veya memelerden şikayet ederler.

Prof. Dr. Adem DERVİŞOĞLU

Adem Dervişoğlu, 1966 yılında Rize Çamlıhemşin 'de dünyaya gelmiştir. İlk ve lise eğitimini Ankara 'da tamamlayan Adem Dervişoğlu; 1990 yılının sonunda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi bölümünde lisans eğitimini tamamlamıştır. Tıpta uzmanlık, doktora ve yeterliliğini 1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır..

Adem Dervişoğlu, doktora tezi ve yeterlilik çalışmasını ‘’ Deneysel akut pankreatit modelinde pankreatit tedavisine süperoksit dismutaz, prostaglandin-E ve somatostatin’in etkisi’’ konusu ve uzmanlık tezi başlığı altında yapmıştır. Tezi sırasında Prof. Dr. Haluk Saner ile çalışmıştır.

Devamını Oku...

Tanı ve Tedavi Nasıl Olmalıdır?

Hastalığın tanısı fizik muayene ile olur. Fizik muayene de hastaların makat bölgesinin gözle ve ağrılı bir durum yoksa parmakla muayenesi öncelikle yapılmalıdır. Özellikle rektal kanama, peri anal ağrı ve peri anal kitle şikayetleriyle başvuran hastalar kolorektal ve anal kanser, inflamatuar barsak hastalığı açısından değerlendirilmedir. Fleksibl sigmoidoskopi veya kolonoskopi malign hastalıklar veya inflamatuar barsak hastalıklarının ayrıcı tanısında mutlaka kullanılmadır.

Uzman hekim tedavi yöntemlerini, hastaların belirtileri, hastalığın tipine (iç veya dış hemoroidal hastalık), derecesine ve komplikasyonlarına göre karar vermelidir. Hastalık rahatlama tekrarlama ile seyrettiği tedavi süresince unutulmamalıdır. Bu arada reklam amaçlı kullanılan iyileşme garantili tedavinin mümkün olmadığını bilmenizde yarar vardır. Hemoroid hastalığın tedavisinde kesin çözüm, 5-10 dakikada kalıcı veya garantili, % 100 başarı, hemoroide son gibi yaklaşımlar hem mümkün değildir hem de tıbbi ve etik sorun içermektedir.

Tedavi yöntemleri konservatif yöntemler ve girişimsel yöntemde olarak iki kısımda incelenebilir. 1. Konservatif tedavi yaklaşımları 2. Girişimsel tedaviler

Konsevatif tedavide, yaşamsal alışkanlıklarında ve diyette yapılacak olan değişiklikler tedavinin önemi bir parçasıdır. Konservatif yöntemlerin ana kuralı anal bölgenin hiyjeni, diyetle bol lifli gıda almak ve su tüketmek, yumuşak kıvamda bol dışkılama yapmasıdır.

Hemoroidal hastalıkta, çeşitli kremler ve ilaçlar günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ağızdan alınan ilaçların, hekimin deneyimine göre seçimi önemlidir.

Lastik bant yöntemi, skleroterapi, ısı ile kuagulasyon ve lastik bant takılması gibi yöntemler erken evre hastalar için (I. ve II. Derece) poliklinik şartlarında yapılabilen yöntemler kullanılabilir. Diğer yöntemlerin başarısız olduğu hastalarda, büyük eksternal veya evre III-IV hemoroidler de uygulanmalıdır. Ameliyat yöntemleri hastanın klinik durumuna göre seçilmelidir. Klasik cerrahi yöntemler (Milligan Morgan, Ferguson, Parks) ile ameliyatlar sıklıkla uygulanmakla birlikte, hastanın ameliyat sonrası ağrısının azaltılması ve normal hayata ve işe erken dönmesi amacıyla “Ligasure” “ Harmonic” vb enerjili cihazları ile ameliyat yapılması önerilmektedir. Bu cihazlar ile yapılan eksizyonlarda amaç az doku hasarı, az rahatsızlık ve daha hızlı iyileşmedir. Laser yöntemi önerilen diğer bir yöntemdir. Bir çubuk aracılığıyla hemoroidal yastıkçıklar çepeçevre yakılarak, ortadan kaldırılmayı amaçlanmaktadır. Özellikle ileri evrede olmayan hastalarda başarılı sonuçlar verir. Hemoroid yastıkçıkları çıkarılması klasik cerrahi yöntemlerle olabileceği gibi stapler adı verilen özel bir aletle de (Longo tekniği) yapılabilir. Özellikle evre III ve operasyon sırasında makatta itilebilen evre IV hastalarda tercih edilmelidir. Cerrahi tedavi sonrasında hastalığın tekrarı hastaların düşündüğü gibi yüksek değildir. Genellikle ortalama tekrarlama sıklığı % 5-10 dur. Deneyimli cerrahlar tarafından yapılacak ameliyatlar sonucunda uygun yöntemin seçimi ve tekrarlama ihtimalini azaltacaktır.