Pilonidal Sinüs (Kıl Dönmesi)

Pilonidal Sinüs (Kıl Dönmesi) Nedir?

Kıl dönmesi, hastalığın halk arasındaki ismi olup tıbbi adı pilonidal sinüstür. Kıl dönmesi, kılların cilt altına geçerek oluşturduğu kıl keseciğidir. En sık kuyruk sokumunda olmakla birlikte, göbekte, yüzde, kasık bölgesinde, koltuk altında da oluşabilir. Hayatın 15 – 35 yaşlarında en sık görülür. Ülkemizde genç erkeklerde % 10 oranında görülür. Erkeklerde sıklığı 3 kat fazladır. Son yıllarda kadınlarda daha sık oluştuğunu gözlemlemekteyiz. 45 yaşından sonra azalmaktadır.

Neden Oluşur?


Geçmişte doğuştan olduğu düşünülse de, artık sonradan oluşan bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Kıl köklerinin dönmesine zemin hazırlayan üç faktör belirtilmiştir; bölgenin kıllı olması, cildin hassasiyeti ve kıl dönmesi için yeterli travma ve kuvvetin oluşması. Kılların sürtünme yoluyla ter bezlerinden cilt altına girerek orda ödem ve tıkanma oluşturur. Oluşan yabancı cisim reaksiyonuna, bakterilerinde ilave olması ile abse veya patlaması ile sinüsler oluşur.

Derin intergluteal oluk, tüylü genç erişkinler, şişmanlık, işi gereği uzun süre oturma sonucu bası ve sürtünme, yetersiz kişisel bakım, aşırı terleme, vücudun diğer bölgelerinde kıl kökü iltihabı hastalığın oluşumu için kuyruk sokumu için risk faktörleridir.

Hangi Şikayetlere (Belirtileri) Neden Olur?

Hastalarda kuyruk sokumunda küçük şişlikler, kaşıntı, kıllı veya kılsız delikler ve bu deliklerden kokulu veya kokusuz kan ve akıntı gelmesi şikayetleri olabilir. Hastaların bir bölümü kuyruk sokumunda şiddetli ağrı ve kızarıklık ile (pilonidal abse) başvururlar. Absenin boşaltılmasını takiben, tekrar oluşumunu önlemek için hastalar ameliyat olmalıdır.

Tanı ve Tedavi (Ameliyatı) Nasıl Yapılır?

Hastalığın tanısı için genellikle hikaye ve muayene edilmesi ile konulur. Cerrahi tedavi, hastalığın tedavisinde en etkili yöntem olarak gözükmektedir.

Prof. Dr. Adem DERVİŞOĞLU

AdemDervişoğlu, 1966 yılında Rize Çamlıhemşin 'de dünyaya gelmiştir. İlk ve lise eğitimini Ankara 'da tamamlayan Adem Dervişoğlu; 1990 yılının sonunda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi bölümünde lisans eğitimini tamamlamıştır. Tıpta uzmanlık, doktora ve yeterliliğini 1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır.

Adem Dervişoğlu, doktora tezi ve yeterlilik çalışmasını ‘’ Deneysel akut pankreatit modelinde pankreatit tedavisine süperoksit dismutaz, prostaglandin-E ve somatostatin’in ...

Devamını Oku...

Cerrahi tedaviden açık bırakma, primer dikiş, fleb yöntemleri gibi değişik metotlar tanımlanmıştır. Cerrahi tedavide minimal cerrahi işlemler, hastanede kalış süresinin kısa olması (bir gün), hastanın hızlıca normal hayata ve işe dönmesi, komplikasyonlarının düşük olması ve sonuçların diğer yöntemlerle eşit olması nedeniyle giderek yaygınlaşmıştır. Fleb yöntemlerinin en önemli avantajı, kıl dönmesi olan alan çıkarılmasını takiben, oluşan açıklığın gerginlik oluşturmadan kapatılması ve oluğun düzleştirilmesidir.

Ameliyat sonrası dönemde bölgenin kişisel hijyenine dikkat etmesi önerilmektedir. Jiletle kıl temizliği tekrarlama ihtimalini arttırdığı için önerilm emektedir. Ameliyattan sonra birkaç seans yapılacak lazer epilasyonun etkili olduğu bildirilmektedir.