Reflü

Gastroözofageal Reflü Nedir?

Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması gastroözofagial reflü olarak bilinir. Gsatroözofageal reflü, özellikle yemek sonrasındaki dönemlerde ve uykunun belli dönemlerinde gün içinde 10-50 kez kadar olabilen fizyolojik bir olaydır. Gastroözofageal reflü hastalığı, çok miktarda asitli mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması bazen yalnızca şikayetlere neden olması, bazende şikayetler ile birlikte yemek borusunda histopatolojik değişiklikler yani reflü özofajiti meydana getirmesidir. Buna karşılık bir hastada reflüye ait semtomlar var fakat endoskopik hasar yok ise bu durum eroziv olmayan reflü hastalığı olarak adlandırılır .

Gastroözofageal reflü hastalığı, oldukça sık görülen bir hastalık olmasına rağmen (Toplumun yaklaşık %20 si) hastaların çoğu basit diyet değişiklikleriyle veya antasitlerle sağladıkları geçici rahatlama nedeniyle hekime müracaat etmezler. Bu nedenle toplumdaki yeri bir buzdağına benzetilmiştir. Hekime müracaat eden vakaların tüm hastaların ancak %10-15 ini oluşturduğu düşünülmektedir.

Hangi Şikayetlere (Belirtileri) Neden Olur?


Gastroözofageal reflü hastalığında şikayetler zaman zaman olarak oluşur ve uzun süredir devam etmektedir. Klasik semptomları ‘heartburn’ veya pirozis olarak adlandırılan ve sternum (imam tahtası) arkasında duyulan yanma hissi ve daha seyrek olarak görülebilen regürjitasyondur. Sternum (imam tahtası) arkasında duyulan yanma (pirozis) en sık ve en tipik reflü semptomu olup, genellikle yemeklerden sonra görülür ve antiasid ile geçer. Regürjitasyon daha çok yemek sonrası eğilmekle veya yatma ile ağıza asidik mide içeriğinin gelmesidir. Klasik retrosternal yanmaya göre tedavi edilmesi daha zor bir şikayetdir. Disfaji (yutma güçlüğü) hastaların %30’undan daha fazlasında bildirilmiştir. Genellikle altta uzun süreli retrosternal yanma vardır. Yavaş ilerleyici biçimde katılara karşı disfaji gelişir. Uzun süreden beri reflü şikayetleri olan bir hastanın disfajiden şikayetçi olmaya başlaması peptik striktür veya özefagus kanserini akla getirmelidir. Ağrılı yutma (odinofaji), kanama seyrek olarak hastalarda görülebilir.

Bu klasik semptomlar dışında GÖRH da bazı atipik semptomlar da bulunabilir. Atipik semptomlar arasında üst solunum yollarına ait olanlar ve özellikle astım ve kronik öksürük en sık görülenlerdir Gastroözofageal reflü hastalığında rastlanabilecek diğer bir atipik semptom da no-kardiak göğüs ağrısıdır). Anjina pektoris tipinde ağrı tanımlayan hastaların %25-30 kadarında göğüs ağrısını açıklayacak bir sebep bulunamaz ve bu hastaların yarısına yakın bir kısmında ağrıdan reflü veya özefagusun motor fonksiyon bozukluğu sorumludur. Bir çok laringeal semptom ve bulgular ile birlikte ola- bilir, reflüye bağlı larenjit en sık görülenidir.

Prof. Dr. Adem DERVİŞOĞLU

Adem Dervişoğlu, 1966 yılında Rize Çamlıhemşin 'de dünyaya gelmiştir. İlk ve lise eğitimini Ankara 'da tamamlayan Adem Dervişoğlu; 1990 yılının sonunda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi bölümünde lisans eğitimini tamamlamıştır.

Adem Dervişoğlu, doktora tezi ve yeterlilik çalışmasını ‘’ Deneysel akut pankreatit modelinde ...

Devamını Oku...

Reflü Komplikasyonları

Komplikasyonları Nelerdir?


Masif hemoraji (kanama) ve yemek borusundaki perforasyon (delinme), darlıklar ve gastroözofageal reflü hastalığının en önemli komplikasyonu Barrett özofagusu gelişimidir. Yemek borusundaki gelişen Özofagusun adenokanserlerinde %80-100 oranında Barrett özofagusu sorumludur. Barrett özofagusunun varlığı adenokarsinom gelişme riskini normal kişilere göre 75 kat arttırmaktadır.

Tanı İçin Hangi Yöntemler Kullanılır?


Tanı için öncelikle dikkatli bir anamnezinin alınması gerekir. Semptomlar genellikle mide koruyucu ilaçlar (proton pompa inhibitörleri- PPİ) tedavisi ile 1-2 hafta içinde azalır. Eğer semptomlar tedavi ile geçip, tedavinin bırakılmasıyla yeniden başlıyorsa tanı konabilir. Atipik semptomlar tanımlayan hastalarda, alarm semptomlarının varlığında (Disfaji, odinofaji, belirgin kilo kaybı, kanama, anemi vb.) veya tedaviye yanıt vermeyen hastalarda bazı ilave testlerin seçilerek uygulanması gerekir.

Endoskopi özofagus mukozasının direkt olarak görülmesine ve gerektiğinde histopa tolojik inceleme için doku örneği alınmasına imkan vermesi nedeniyle reflünün teşhisinde en sık kullanılan yöntemdir. Alarm bulgularu varsa, geçirilmiş üst sindirim sistemi kanaması (ağızdan kahve telvesi şeklinde kusma ve/veya simsiyah, pis kokulu dışkılama, yutma güçlüğü (lokmalar göğüste takılır ve sıklıkla su içirilerek geçirilmeye çalışılır) yutarken ağrı duyma, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık (hele ki erkeklerde görüleni ayrıntılı inceleme gerektirir, kadınlarda aşırı adet kanaması nedeniyle oluşan kayıp durumu yoksa inceleme şarttır), 50 yaşının üzerinde 5 yıldan daha uzun süreli reflü yakınmaları bulunan erkekler de hemen endoskopi Yapılmalıdır.

Reflü düşündüren şikayetleri olduğu halde endoskopide patolojik bulgu saptanmayan hastalarda teşhisde kullanılacak bir sonraki yöntem uzun süreli (24 veya 48 saat) pH monitorizasyonu’ dur.

Tedavi (Laparoskopik Reflü Ameliyatı) Nasıl Yapılır?


Gastroözofageal reflü, kronik bir hastalıktır. Tedavinin hedefleri semptomlarda rahatlama, tekrarı önleme (yani idame tedavisi), tedaviye uyumu arttırma, ciddi komplikasyonları önleme ve yaşam kalitesini artırarak hasta memnuniyetini sağlamak olarak özetlenebilir.

Hastalara yüksek yastıkta yatmaları, fazla miktarda yemekten kaçınmaları, az ve sık miktarda ve düzenli yemek yiyin, yağlı ayiyecekleri azaltmaları, çikolatadan kaçınmaları, çay ve kahveleri az tüketmeleri, alkol, kola, gazoz gibi asitli içecekler içmemeleri, yemekten sonra hemen yatmamaları, yın en az 1 saat oturun. sigara içmemeleri, kilo almamaları önerilir.

Son otuz yılda, ilk önce H2 reseptör antagonistlernin ve daha sonra proton pompa inhibitörlerinin (PPİ) gibi mide koruyucu ilaçların kullanıma sokulmasıyla, tedavisi anlamlı şekilde değişmiştir. PPİ’lerin üstün asit baskılama etkisi, H2 reseptör antagonistlerinden daha etkin olmalarıyla sonuçlanmıştır. Böylece GÖRH tedavisinde yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. GÖRH hastalarının %90 kadarı PPİ’leri aldıkları süre boyunca şikayetleri olmamaktadır.

Medikal tedaviye rağmen GÖR hastalarının yaklaşık %10-15 kadarında cerrahi tedaviye gerek duyulur.

Cerrahi tedavi, disiplinsiz hastalar veya sosyoekonomik durumları optimal bir medikal tedaviyi karşılayamayacak olanlar, genç hastaların (tercihen obez olmayanlar) yaşam boyu ilaç tedavisine cerrahi tedaviyi tercih etmeleri gibi nedenlerle yapılır. Özellikle PPİ tedavisi iyi uygulandıktan sonra 1 yıl içinde şikayetler oluşursa, şikayetlerin atipik olduğu medikal tedaviye iyi yanıt vermeyen ve semptomlarla reflü arasında pH metre ile tam bir iliflki gösterilen hastalarda, endoskopik pnömatik dilatasyonlara rağmen kanama ve stenozların kalıcı olanlarda düşünülmelidir. Barrett özefagusu displazi gelişmedikçe tek başına cerrahi tedavi için bir endikasyon oluşturmaz ve cerrahi tedavi kanser gelişme riskini azaltmaz.

Cerrahi tedavide uygulanan yöntem değişik formlarda olabilen fundoplikasyondur (Nissen fundoplikasyonu). Son yıllarda, laparoskopik yöntemler kısa sürmesi, hastanede kalma süresini kısaltması ve hastaya daha az zarar vermesi nedeniyle klasik açık ameliyatlara tercih edilmeye ve tecrübeli ellerde oldukça iyi neticeler alınmaya başlanmıştır (Laparoskopik Nissen Fundoplikasyonu).